JFK ONLINE avantajlarından yararlanmak için Lütfen Üye olunuz. | Üye Girişi.
DEPARTMANLAR > Teşhis ve Tedavi Üniteleri > Genel Dahiliye

İç hastalıkları, tıbbın tüm klinik branşlarına temel teşkil eden bir bölümdür. Sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların büyük çoğunluğunun problemleri iç hastalıklarının ilgi alanına girmektedir. Bu hastalar, iç hastalıkla ilgili sorunları giderildikten sonra gerektiğinde diğer branşlara yönlendirilmekte veya başvuru anındaki hastalıkların durumuna göre genel sağlık durumları stabilize edildikten sonra acilen ilgili branşlara yönlendirilmektedirler.

Hastanemizde, iç hastalıkları bölümü ile ilgili olarak genel dahiliye uzmanının yanı sıra, kardiyoloji, göğüs hastalıkları, gastroenteroloji ve enfeksiyon hastalıkları alanında uzman hekimler hizmet vermektedir.

GASTROENTEROLOJİ VE ENDOSKOPİ BÖLÜMÜ:

Gastroenteroloji, yemek borusu, mide, ince ve kalın barsaklar, makat bölgesi, karaciğer, safra kesesi ve safra yolları, pankreas ve karınzarının hastalıkları ile ilgilenen dahili tıp dalıdır.

Gastroenteroloji bölümü hakkında detaylı bilgi için " Gastroenteroloji ve Endoskopi Bölümü "
sayfalarını ziyaret ediniz.

KOLONOSKOPİ :

Ucunda kamera olan ince bükülebilir bir boru ile makattan girilerek kalın bağırsağın ve ince bağırsakların kalınbağırsağa yakın son kısımlarının görüntülenmesi işlemidir. Kolon (kalın bağırsak) kanseri tanısında, polip gibi kalın bağırsak kanseri öncü lezyonlarının saptanıp alınmasında, ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi kalın bağırsağın iltihabı hastalıklarında tanı ve takipte kullanılır.

GÖĞÜS HASTALIKLARI BÖLÜMÜ:

Dahili bir branş olan göğüs hastalıkları, dahiliye, kardiyoloji, kulak burun boğaz ve göğüs cerrahisi ekipleriyle sıkı bir işbirliği içinde çalışmaktadır.

ŞEKER HASTALIĞI ( DIABETES MELLINUS)

Pankreasın yeterli derecede insulin salgılayamamasından veya salgılanan insulinin yeterli derecede kullanılamamasından kaynaklanan kronik bir hastalıktır.

Pankreas: Midenin hemen arkasında yer alan, insulin üreten ve ihtiyaç duyulduğunda bu insülini kan dolaşımına veren bir organdır.

Insulin: Pankreas tarafından üretilen ve kan glikoz (şeker) düzeyini kontrol eden bir hormondur.

Glikoz: İnsan vücudu için en önemli enerji kaynağıdır. Birçok vücut aktivitesinin sağlanabilmesi için gerekli olan enerji, kandaki glikozun hücre içine girerek burada yakılması sonucu oluşur.

Şeker hastalığı, kandaki glikozun hücre içine girmesi ve yakılarak enerji kaynağına dönüşümünün olamaması nedeniyle kandaki glikoz düzeyinin yükselmesidir.

Kandaki glikozun hücre içine girerek yakılmasını sağlayan hormon olan insulinin yetersiz salınması, yeterli kalitede olmaması veya yeterli derecede kullanılamaması sonucu şeker hastalığı oluşur.

Diyabet riskini taşıdığımızı nasıl anlarız?

Normal bir insanın açlık kan şekeri düzeyleri 70-110 mg/dl arasındadır. Eğer bu değer aç karnına 126 mg/dl’den daha büyük veya eşitse, veya herhangi bir zamanda bakılan en az iki kan şekeri değeri 200 mg/dl’den yüksekse diyabet tanısı konulur.

Açlık kan şekeri düzeylerinin 110-126 mg/dl arasında olması bozulmuş açlık kan şekeri değerleridir.

Bu kişilerde diyabete geçiş riski vardır ve OGTT(şeker yükleme testi) ile taranmalıdırlar.

Kaç tip diabet vardır?

Tip1: : Diyabet vakalarının %10’unu kapsar. Ergenlik veya çocukluk çağı diyabeti olarak da adlandırılır.

Bu hastalarda insulin salınımı çok az veya yoktur. Ve bu nedenle insulin verilerek tedavi edilirler.

Belirtileri:
Sık idrara çıkma ( poliüri )
Sık olarak susama ( polidipsi )
Çok yemek yeme ( polifaji)

Hiperglisemi ile ani gelişen kefoasit oluşumu (nefeste aseton kokması), hemen tedavi başlanmazsa diyabet koması oluşması

Tip 2: Erişkinlerde görülen diyabettir, genellikle 40 yaşından büyük olanlarda görülür. Çoğunlukla şişman ve beslenme alışkanlığı bozuk olan insanlardır. Pankreas insulin üretir fakat vücut bunu gerektiği gibi kullanamaz, insuline karşı direnç söz konusudur.

Belirtileri:

Sık idrara çıkma ( poliüri )
Sık olarak susama ( polidipsi )
Çok yemek yeme ( polifaji)
Yorgunluk
Vücuttaki yaraların geç iyileşmesi
Cinsel sorunlar ( erkekte ereksiyon kusuru, kadında cinsel organlarda kaşıntı)
El ve özellikle ayaklarda uyuşma, karıncalanma
Ağız kuruluğu

Tedavide:

Kan şekerini düşürücü ilaçlar + diyet + egzersiz önerilir. Uygun kan şekeri düzeylerinin ilaçlarda sağlanamadığı durumlarda tedaviye insülin eklenir.

GRİP “İNFLUENZA”

Grip virüsü tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Grip enfeksiyonu, en hafif klinik seyrinde bile 2 – 3 günlük iş kaybına neden olabilmektedir.

Bulaşma şekli : Grip virüsü, insandan insana öksürük veya hapşırık sonrası havaya saçılan damlacıklar yoluyla bulaşmaktadır. Damlacıklar havada 3 gün süreyle asılı kalabildiğinden hastalık son derece bulaşıcı olabilmekte ve büyük salgınlara neden olabilmektedir. Bulaştırıcılık klinik bulguların başlangıcından itibaren erişkinlerde 3-5 gün, çocuklarda 7 gündür.

Klinik bulgular: aşırı halsizlik, baş ve kaslarda ağrılar, kuru öksürük ve yüksek ateş ile başlar. Bazen burun akıntısı, hapşırma ve göz sulanması belirtileri de eşlik eder. Çocuklarda daha sıklıkla görülmekle birlikte bulantı-kusma, ishal ve karın ağrısı da görülebilir. Klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra hastalara 3-7 gün arasında yatak istirahatı gerekli olabilir. Ve belirtiler ortalama 1 hafta içinde kaybolur.

Tedavi: Birkaç etken maddenin birleşiminden oluşan antigribal ilaçlar ve yardımcı bazı ilaçların kullanılması, grip belirtilerini 1-2 gün içinde sınırlayabilir. Antibiyotiklerin grip tedavisinde yeri yoktur çünkü grip virüsüne etkisizdir. Gribal enfeksiyonlarda, eklenen ikincil bakteri enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan antibiyotikler, birincil önceliği olan ilaçlar değildir. Tedavide yatak istirahatı yapılmalı ve bol sulu gıdalar da tüketilmelidir.

Koruma: grip virüsü antijenik yapısını sık sık değiştirilebildiğinden, her yıl Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından bildirilen yeni antijenlere uygun grip aşısının uygulanması, grip enfeksiyonundan korunmayı sağlar. Aşının etkisi, uygulandıktan 15 gün sonra ortaya çıkmakta ve genç erişkinlerde %70-90 oranında hastalıktan korumaktadır. Ekim – Kasım ayları grip aşısı yaptırmak için uygun zamanlardır.

KANSIZLIK (ANEMİ)

Kanımızda 3 ana tür hücre mevcuttur.
  • Dokularda oksijen taşımakla görevli alyuvarlar.
  • Vücudumuzu mikrop ve yabancı maddelere karşı korumakla görevli akyuvarlar.
  • Pıhtılaşmayı sağlayan trombositler.

Kansızlık denildiğinde, bu birinci grup kan hücreleri olan alyuvarların sayıca azalması anlaşılır.

Alyuvarlar içlerindeki demirden zengin bir protein olan hemoglobin sayesinde oksijenin, akciğerden vücudun her yerindeki kas ve organlara taşınması görevini üslenirler. Oksijen, vücudun bütün normal aktiviteleri için gerekli olan enerjiyi sağlamaktadır. Alyuvarlar (veya içlerindeki hemoglobin) miktarı normal düzeylerin altına indiğinde anemi oluşur, vücut daha az oksijen ve dolayısıyla normal fonksiyonlarını sürdürebilmek için gerekenden daha enerji alabilir.

Alyuvar sayısı azaldığında vücuda daha fazla kan ve oksijen pompalayabilmek için kalp daha çok çalışır. Daha çok kan pompalamak için kalp hızı artar ve çarpıntı (taşikardi) oluşabilir veya kansızlığa müdahale edilemez ve uzun süre tedavisiz bırakılırsa zaman içinde yorulan kalpte büyüme ve kalp yetersizliği gelişebilir.

Anemi Sebepleri: Vücut yetersiz sayıda alyuvar üretirse, çok sayıda alyuvar kaybedilirse (kanamada olduğu gibi) veya alyuvarlar üretim hızından daha fazla harap edilirse kansızlık oluşur.

Birçok nedenlerle oluşabilen ortalama 100 değişik çeşit anemi vardır.

  • Önemli hastalıklar
  • Vitamin veya demir eksiklikleri
  • Kan kaybı
  • Genetik veya kazanılmış defektler veya hastalıklar
  • Tıbbi tedavi yan etkileri bunlara birkaç örnektir.

Hangi Belirtiler Kansızlığı Düşündürür:

  • Aşırı yorgunluk bitkinlik
  • Efor sırasında (merdiven, yokuş çıkarken vb) nefes darlığı
  • Konsantrasyonda azalma
  • Ciltte solukluk, dudak ve diş etlerinin pembeliğinde azalma, avuç ve tırnak yataklarının renginde açılma
  • Kalp atımında hızlanma
  • Keyifsizlik ve depresyon

Dünyada ve Türkiye’de kansızlığın en çok görülme nedeni demir eksikliğine bağlı olarak gelişen kansızlıktır. Kadınlarda her ay adet kanaması nedeniyle kaybedilen kan ve demir miktarı vücut tarafından yerine konulmazsa demir eksikliğine bağlı anemi oluşur.

Demir eksikliğine bağlı olarak oluşan kansızlık 40 yaş altı insanlarda ve özellikle kadınlarda görülen kansızlığın en önemli sebebidir.

Menopoz sonrası kadınlarda ve yaşlı erkeklerde görülen kansızlıklar daha ciddiye alınmalı ve uzman bir hekim tarafından araştırılmalıdır.

 


Hakkımızda| Departmanlar | Hoşgeldin Bebek | Randevu Talebi | Uzmanına Sorun | Sağlık Köşesi | Anlaşmalı Kurumlar | Bize Ulaşın | Danışma: (0212) 441 41 42