JFK ONLINE avantajlarından yararlanmak için Lütfen Üye olunuz. | Üye Girişi.
DEPARTMANLAR > Teşhis ve Tedavi Üniteleri > Psikiyatri
 

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

• Toplumda erkeklerin % 20-30’unda ereksiyon güçlüğü, %30’unda erken boşalma, kadınların %30’unda cinsel soğukluk olduğunu,

• Toplumun %10-15’inde alkol veya madde kullanımıyla ilişkili sorunlar olduğunu,

• Yaklaşık olarak her 5 kişiden birinin hayatında en az bir kez depresyon yaşadığını,

• Başka nedenlerle hastanelere başvurmuş hastaların yarısından fazlasında psikiyatrik yardım alma ihtiyacı olduğunu,

• Toplumda psikiyatrik hastalıklar ve sorunlar iyi bilinmediği için psikiyatriye gitmesi gerekenlerin çoğu zaman yıllarca diğer hekimlerin kapısını aşındırdıklarını ve doktor doktor gezdiklerini, her seferinde yapılan tetkiklerin ve muayene bulgularının normal bulunması nedeniyle “bir şeyiniz yok, sinirsel” denilerek bu kişilerin evlerine gönderildiklerini, zamanında tedavi edilmediği için sorunların kronikleştiğini ve kişinin meslek ve sosyal yaşamını etkilediğini…


Psikiyatri insanı ve insanla ilgili tüm olguları ilgi alanına kabul ettiği için yetki ve sorumluluk sahası da diğer tıp dallarıyla kıyaslanamayacak ölçüde geniştir.

Diğer yandan psikiyatri insanların duygu, düşünce ve davranışlarıyla ilgilenir. Duygu, düşünce ve davranışlarımız ise çevremizde var olan her şeyle sürekli etkileşim halindedir. Ancak bunlardan bazıları daha çok dikkat ve ilgi gerektiren özel önemlere sahiptir, ihmal edilmemeleri gerekir. Birçok kişi bilimsel olarak kanıtlanmış tedavileri olduğundan habersiz olarak, psikolojik-psikiyatrik sorunlarıyla kendi çabasıyla başa çıkmaya çalışmakta ve yaşam kaliteleri ciddi şekilde düşmektedir.

Oysa sorunları önlemek onları çözmekten daha kolaydır. Bazen bir uzmana danışarak elde edeceğiniz basit bilgiler hayatınızı önemli ölçüde değiştirebilir. Unutmayın ki bütün büyük sorunlar ciddiye alınmayan küçük belirtilerle başlar. Sorunların sizi bunaltmasına izin vermeden daha sağlıklı ve mutlu bir hayat için bilgilerimizi paylaşmaya davet ediyoruz sizi. Bu bağlamda John F. Kennedy Hastanesi olarak verdiğimiz psikiyatrik hizmetin kısa bir listesini aşağıda sunuyoruz.

Cinsel Danışmanlık

Cinsel sorunlara yönelik terapi: Erkeklerin % 20-30’unda ereksiyon güçlüğü, %30’unda erken boşalma, kadınların %30’unda cinsel soğukluk saptanmaktadır

Evlilik danışmanlığı: Evlenmeyi düşünen ve/veya evli çiftler için...

Evlilik veya Eş Terapisi: Zedelenmiş veya bozulmuş ilişkiler için mümkün olan en erken zamanda yapılan profesyonel müdahale kayıpları an aza indirebilir.

Aile Terapisi: Zedelenmiş veya bozulmuş aile içi ilişkiler, kuşak çatışmaları, kişilik çatışmaları, kardeş rekabeti...

Ergenlik sorunları

• Okul fobisi, okul sorunları

• Alkol ve uyarıcılarla ilgili sorunlar, ilaç bağımlılığı:
Toplumun %10-15’inde alkol veya madde kullanımıyla ilişkili sorunlar saptanmaktadır.

Uyku Bozuklukları: Aşırı uyku, uykusuzluk, dinlendirici olmayan uyku, uykuda korku, uyku hijyeni bozuklukları...

Uyum bozuklukları: Stresli iş, evlilik sorunları, ekonomik sorunlar, sosyal ilişkilerdeki sorunlara bağlı olarak ortaya çıkan ruhsal gerginlikler, depresyon ve anksiyete belirtileri, davranışsal sorunlar...

Stresle ilgili bozukluklar: Akut stres tepkisi, Travma sonrası stres bozukluğu, stresle ortaya çıkan uyum bozukluğu...

Fobiler: Yükseklik korkusu, kapalı yerler, asansör, uçak, açık alanlar, kalabalık yerler, hayvanlarla ilgili korkular...

Yeme bozuklukları: Aşırı yeme isteği, aşırı şişmanlama korkusu, Anoreksiya, Bulimia...

Dürtü kontrolü ile ilgili sorunlar: Tırnak yeme, kumar alışkanlığı, saç yolma...

Depresyon: Hayattan zevk alamama, isteksizlik, neşesizlik, karamsarlık, halsizlik, bitkinlik, iştah uyku ve cinsel istekte düzensizlik...Yaklaşık olarak her 5 kişiden birinin hayatı boyunca en az bir kez ciddi depresyon atağı yaşadığını biliyor muydunuz?...

Maskeli depresyon: Depresyonun, klasik bilinen belirtileri yerine ağrılar, sızılarla veya aşırı öfke nöbetleri, tahammülsüzlük, anormal davranışlar gibi başka psikiyatrik veya fiziksel hastalık belirtilerini andırır şekilde ortaya çıkmasıdır. Ayırım psikiyatrist tarafından yapılabilir.

Obsesyonlar ve Kompulsiyonlar: İstenmeyen, zihinden atılamayan ve rahatsızlık uyandıran takıntılar ve saplantılar, aşırı düzeydeki kirlenme, hastalanma, mikrop kapma korkuları, aşırı el yıkamalar, aşırı titizlik...

Panik Atak: Yoğun panik duygusu, ölüm korkusu, çıldırma korkusu, kalp krizi geçirme korkusu, nefessiz kalma, kontrolünü kaybetme, felç olma korkuları ve birdenbire ortaya çıkan kalp çarpıntıları, göğüste sıkışma, nefes almada güçlük, ellerde ayaklarda uyuşma-karıncalanma, nabız hızlanması...

Konversiyon: Ruhsal olarak sıkıntı uyandıran olaylar ya da durumlar karşısında bayılma, yürüyememe, görememe, ellerini kullanamama tarzında ortaya çıkan geçici işlev kayıpları...

Somatizasyon: İç çatışmaların, ruhsal gerginliklerin ağrı, sızı, çarpıntı, uyuşma gibi bedensel yakınmalar şeklinde hissedilmesi. Psikiyatri dışı hekimler çoğu zaman bir neden bulamaz. Yapılan tetkikler normal bulunur.

Şizofreni: Kişinin gerçeklikle bağlantısının farklı derecelerde bozulduğu, hezeyanların, var sanıların (halisünasyon) görüldüğü, ağır seyreden ve kişinin yaşam kalitesini ve sosyal ve mesleki işlevselliğini en çok olumsuz etkileyen psikiyatrik bir hastalıktır. Uzun süreli tedavi ve düzenli takip gerektirir. Pek çok alttipi vardır.


BAZI PSİKİYATRİK PROBLEMLERE İLİŞKİN KISA BİLGİLER:

ŞİZOFRENİ

Duygu, düşünce ve davranışlarda bozulmalarla giden, çoğunlukla bir muhakeme bozukluğunu da içerdiğinden eskiden “erken bunama” olarak adlandırılan bir ruhsal hastalıktır. Üzerinde en çok çalışılan hastalıklardan biri olmakla birlikte bu gün için nedeni ve mekanizması tam olarak çözülebilmiş değildir. Etkin, sabırlı, uzun erimli tedaviler ve rehabilitasyon çalışmalarıyla kişinin yaşam kalitesinden ve işlevselliğinden en az kayıpla hayatını sürdürmesi sağlanabilir.

DEPRESYON


Depresyon(çökkünlük),derin üzüntülü bir duygudurum içinde düşünce, konuşma ve hareketlerde yavaşlama ve durgunluk; değersizlik, küçüklük, güçsüzlük, isteksizlik, karamsarlık, hayattan zevk alamama gibi duygu ve düşüncelerle uyku, iştah ve cinsellik gibi fizyolojik işlevlerde bozulmalarla giden bir sendromdur. Çoğunlukla tekrarlayıcı bir karakter gösterir ama bir kez depresyon geçirip tekrar yaşamayan insanlar da az değildir. Tedavi edilmediğinde kronikleşebilir ve intihar eğilimleri görülebilir. Bu gün artık kişinin yaşam kalitesini bozmasına izin vermeden rahatlıkla tedavi edebildiğimiz bir durumdur.

MANİ (TAŞKINLIK NÖBETİ)

Aşırı neşeli, bazen de öfkeli, coşkulu bir duygudurum içinde düşünce, konuşma, hareketlerde hızlanma ve benlik kabarması, aşırı güçlülük, büyüklük düşünce ve hezeyanları ile belirli bir sendromdur. Kişi az uyur, çok konuşur, aşırı hareketlidir, aşırı kendine güvenir. Bu dönemde büyük atılımlar ve büyük işler yapmak için altından kalkamayacağı işlere girişebilir. Kendisi durumundan çok memnun olmakla birlikte bir süre sonra bu durumun kendisine zarar vermeye başladığı fark edilir. Ağır şekillerinde kişi kendini büyük bir insan (kral, politikacı, peygamber) hatta tanrı kabul edebilir. Büyüklük (megalomanik)hezeyanlar (sanrılar) gösterebilir.

Genellikle ataklar şeklinde gelir ve tekrarlar. Bazen depresyon ve mani atakları birbirini izleyebilir, bu duruma “iki uçlu duygudurum bozukluğu” diyoruz. Başarıyla tedavi edilebilen bir durumdur.

PANİK BOZUKLUK

Birdenbire ortaya çıkan kalp çarpıntıları, nefes açlığı, yüz kızarması ya da solması, terleme veya üşüme(titreme),baş dönmesi, bulantı, ellerde ayaklarda uyuşma, kan basıncında yükselme, göğüste sıkışma, sıcak-soğuk basmaları, baygınlık hissi ve şiddetli ölüm korkusu veya delirme korkularının olduğu nöbetlerle (panik atak) seyreden bir sendromdur. Çoğunlukla ataklar sırasında hastanelerin acil servislerine veya kardiyoloji uzmanlarına başvurularak tetkikler yaptırılır ve bu tetkikler normal bulunur. Panik nöbetleri uzun devam ederse kişi nöbete yakalanma korkusu ile yanında biri olmadan dışarı çıkamaz hale gelebilir, kalabalık yerlere ve kalabalık toplu taşıma araçlarına binmekten sıkıntı duyarak kaçınabilir. Bu durum ilerleyerek hayatında bir kısıtlanmaya neden olabilir. Agorafobi gelişebilir. Benzer şekilde kapalı yerlere, asansöre, uçağa, gemiye vs. binememe, sinema, tiyatro gibi etkinliklere katılmaktan kaçınma görülebilir. Oysa kolaylıkla tedavi edilebilen bir sorundur.

FOBİLER

Normalde korkulmayacak belli bir durum ya da nesne karşısında ortaya çıkan korkudur. Kişi korkusunu anlamsız ve yersiz bulur ama yine de korktuğu nesne ya da durumdan kaçınır. Birçok türü vardır, bir iki örnek verebiliriz:

Zoofobi: Hayvan korkusu

Klaustrofobi: Kapalı yer korkusu

Agorofobi: Açık alan korkusu

Sosyal fobi (sosyal anksiyete bozukluğu) : Toplum içinde otururken, konuşurken ya da herhangi bir davranışta bulunurken kızarma, terleme, ellerin titremesi, kendini küçük düşürecek yanlış bir şey yapma korkusu nedeniyle sıkıntı yaşama. Kalabalık içinde olmaktan, insanlarla bir araya gelmekten kaçınma. Bu nedenlerle bilgi ve yeteneklerini gösterememe ve geliştirememe. Başarısızlık korkusu ve özgüven eksikliği yaşama.

OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK (SAPLANTI-ZORLANTI BOZUKLUĞU)

Obsesyon(obsession):İstem dışı gelen, kişiyi tedirgin eden, istenmeyen ama bilinçli bir çabayla zihinden kovulamayan, tekrarlayıcı, saplantılı düşüncelerdir.

Kompulsiyon(compulsion): ise çoğu kez saplantılı düşünceleri kovmak için yapılan, istenç dışı yinelenen hareketlerdir.

En sık mikrop ya da hastalık kapma obsesyonları görülür. Kişi sürekli temizlenme çabası içindedir. Dinsel obsesyonları olan biri sürekli abdest alıp, eksik yapıp yapmadığından emin olamadığı için tekrarlayabilir. Kuşku obsesyonları olan biri kapıyı kilitleyip kilitlemediğinden, ocağı kapatıp kapatmadığından, ütünün fişini çekip çekmediğinden emin olmak için tekrar tekrar kontrol edebilir vs... Bu hastalar genellikle titiz, düzenli ve kusursuzluk arayan kişilik yapısı gösterir, kontrollü ve kuralcıdırlar. Belirtiler kişinin günlük hayatını fazla aksatmayacak şekilde bir kişilik özelliği olarak ortaya çıkabilir yada obsesif kişiliğin belirtilerini aşarak “obsesif kompulsif bozukluk” olarak ortaya çıkabilir. Bu durumda hastanın düzeni bozulur, aşırı tereddüt ve karsızlık hareketlere egemen olur. Kişi sürekli olarak takıntılı olduğu konu ile ilgili düşünmekten kendini alamaz. Bu durum tedavi gerektirir ve bu çoğunlukla zaman ve kararlılık gerektiren bir tedavi süreci olur.

KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

Bilinen ruhsal bozuklukların dışında kalan ve uzun süreli uyum bozuklukları gösteren, kişilik yapısının eğilimlerine göre sınıflandırılan bir grup bozukluktur. Toplumda yaklaşık %10 civarında görülür. Genelde kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda görülmekle birlikte histrionik ve borderline (sınırda) kişilik bozukluğu daha çok kadınlarda, antisosyal kişilik bozukluğu daha çok erkeklerde dikkati çeker.

Kişilik bozukluğu gösterenlerin başlıca ortak özellikleri şunlardır:

- Toplumun ve çevrenin değer yargılarıyla beklentileri ve normal kabul ettiği ölçülerle çelişen ve uyum sorunlarına neden olan davranış farklılıkları ve sıra dışı yaşantılar görülür. Diğer bir deyişle toplum içinde uyumlu sayılabilecek ölçülerin dışına taşılması söz konusudur.
- Bu davranışların benliğe yerleşmiş bulunması ve uyum amacı ile esneklik gösterilmemesi,
- Davranış problemlerinin çocukluktan beri süregelmesi,
- Uyumsuz eğilimlerin ve davranışların genellikle kişi tarafından değiştirilmek istenmemesi
- Genel olarak çevre ile çatışmaya ve sürtüşmeye yol açması (kişi çevreye uymak yerine çevreyi kendine uydurmaya çalışır)
- Yukarıda sayılanlar dışında kişinin zihinsel fonksiyonlarında, düşüncesinde ve duygulanımında belirgin bozukluk olmaması
… vs…


Sık görülen kişilik bozukluklarına birkaç örnek:

Antisosyal Kişilik Bozukluğu(Sosyopati):
Kavga, suç ve şiddete eğilim vardır. Çevreye zarar verebildikleri gibi kendilerine de zarar verirler. Acıma, adalet ve empati duyguları gelişmemiştir.
Paranoid Kişilik Bozukluğu: Kuşkucu ve güvensizdirler. Aşırı kıskanç olabilirler. Önyargılı, mesafeli ve soğukturlar. Çatışmacı bir ilişki biçimi sergilerler.
Şizoid Kişilik Bozukluğu: İçe kapanık ve yalnız yaşamaktan hoşlanırlar. İnsanlarla ilişki kurmaktan kaçınırlar. Mizah anlayışları oldukça zayıftır, nadir gülerler.
Borderline(sınırda) Kişilik Bozukluğu: Hep bunalım içindedirler. Huzurlu ve sakin bir dünyaları olmaz, hep kendilerin boşlukta hissetmekten yakınırlar. Hep uç duygular ve davranışlar sergilerler. Kendilerine zarar verecek davranışlara sonunu düşünmeden atılırlar. Benlik algılarında ve kimlik yapılarında hep dalgalanma ve kararsızlık göze çarpar. Kişilerarası ilişkileri de kararsız sorunludur. Sıradışı cinsel davranışlar, madde-alkol kullanımı, pervasız araba kullanma, kontrolsüz öfke nöbetleri sık görülür.
Histrionik Kişilik Bozukluğu: Yapmacık davranışlar, rol yapıyor izlenimi veren ve çoğu zaman fazla abartılı davranışlar sergilerler. Hep fark edilmeyi ve merkezde olmayı isterler. Duyguları hızlı değişir ve yüzeyseldir. Gösterişe meraklıdırlar, duygularını abartılı ifade ederler.
Şizotipal Kişilik Bozukluğu
Bağımlı Kişilik Bozukluğu
Çekingen Kişilik Bozukluğu
Pasif agresif Kişilik Bozukluğu
Narsistik Kişilik Bozukluğu
Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu


Araştırmalarda özellikle Şizotipal kişilik bozukluğu, Paranoid kişilik bozukluğu ve Antisosyal (sosyopati) kişilik bozukluğu gibi bazı kişilik bozukluğu türlerinde kalıtımsal geçişin de etkili olduğu kanıtlanmıştır. Kişilik bozukluklarında çevresel faktörlerin mi, kalıtımsal etkenlerin mi daha belirleyici olduğu konusundaki tartışmalar hala bilimsel çevrelerde sonuçlanmış değildir.

 


Hakkımızda| Departmanlar | Hoşgeldin Bebek | Randevu Talebi | Uzmanına Sorun | Sağlık Köşesi | Anlaşmalı Kurumlar | Bize Ulaşın | Danışma: (0212) 441 41 42